NATO Nedir? Ne İşe Yarar?

Daima Konu Görseli

Prof. Dr. Barış Doster yazdı...

Türkiye’de ne zaman dış politika, ulusal savunma, ulusal güvenlik konuşulsa doğal ve kaçınılmaz olarak ülkemizin NATO üyeliği de gündeme gelir. Gelmelidir de. Çünkü NATO; savunucularının, yandaşlarının, destekçilerinin iddia ettiği gibi sadece savunma ve güvenlik temelli bir ittifak değildir. Çok daha ötesi, çok daha fazlasıdır. İdeolojik tercihleri, ekonomi, politik öncelikleri olan bir örgüttür. NATO; ABD emperyalizminin saldırı ve işgal aygıtıdır. Öncelikli hedefi de üye ülkeleri ABD hizasında tutmak, ABD denetimi altında bulundurmak, sivil asker bürokrasi başta olmak üzere iş dünyasından akademiye kadar çok geniş bir alanda ABD etkisine açık kılmaktır.
 
NATO; bir Soğuk Savaş örgütüdür. 2. Dünya Savaşı’ndan (1939 – 1945) kısa süre sonra 1949 yılında, Kuzey Atlantik Antlaşması’yla 12 üye (ABD, Kanada, İngiltere, Portekiz, Norveç, Hollanda, Belçika, Lüksemburg, İtalya, İzlanda, Fransa, Danimarka) tarafından kurulmuştur. Kurucu metinlerde ortak savunma, güvenlik ve işbirliğinin altı çizilmiş; dışarıdan gelebilecek saldırı riskinin azaltıldığı, 1. ve 2. Dünya Savaşlarında birbiriyle savaşan Avrupa’nın büyük devletlerinin bir araya geldiği vurgulanmıştır.
 
NATO; 1992 – 1995 yılları arasında ilk alan dışı harekâtlarını BM kararları ve yaptırımlarının denetimi ve uygulanması amacıyla Balkanlarda ve Bosna’da yapmıştır. Sonrasında da 1999’da yine Balkanlarda bu kez Kosova’da görülmüştür. Kosova’daki NATO saldırıları, 2. Dünya Savaşı sonrasında Avrupa’daki en büyük askeri harekâttır. Üstelik Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi onayı alınmadan düzenlenmiştir. 
 

Belirtelim, Yugoslavya’nın parçalanmasında büyük etkisi vardır ABD ve NATO’nun.
 
İttifakın özünü oluşturan antlaşmanın ünlü 5. maddesine göre herhangi bir üyeye yönelen silahlı bir saldırı, ittifakın tüm üyelerine yönelmiş kabul edilir. 5. maddenin yürürlüğe konması halinde, tüm müttefik ülkelerin dayanışma ve işbirliği halinde yanıt verecekleri öngörülür. 5. madde, ittifak tarihinde ilk kez 11 Eylül 2001 tarihinde ABD’de ikiz kulelere yapılan terörist saldırı sonrasında 12 Eylül 2001’de yürürlüğe konmuştur. Bu karar, 11 Eylül saldırılarının ABD dışından kaynaklandığı saptanıncaya kadar uygulanmamak şartıyla alınmıştır. ABD; 2 Ekim 2001 tarihinde, terörist saldırının failinin El Kaide terör örgütü olduğuna ilişkin kanıt ve bilgileri Kuzey Atlantik Konseyi’ne sununca 4 Ekim 2001 tarihinde NATO üyeleri teröre karşı ABD öncülüğünde yürütülen faaliyetleri destekleyecek bir dizi önlem üzerinde karara varmışlardır.
 
Türkiye’nin NATO Üyeliği ve Marshall Yardımı 
Türkiye 1952 yılında üye olmuştur, Yunanistan’la birlikte. 1955’te Federal Almanya, 1982’de İspanya üye olmuştur. Böylece, Atlantik’in iki yakasından 12 üye tarafından kurulan NATO, Soğuk Savaş’ı 16 üyeyle tamamlamıştır. 1949 – 1989 arasındaki 40 yılda 12’si kurucu toplam 16 üyesi olan NATO, Soğuk Savaş sonrasında hızla genişlemeye ve Rusya’yı çevrelemeye odaklanmıştır.
 
Belirtmek gerekir ki diğer üyeler NATO’ya sıradan bir başvuruyla üye olurken, Türkiye Kore Harbi’nde kahraman Mehmetçiğin kanını akıtarak, canını vererek NATO üyesi olmuştur.

NATO’nun ilk yılları, Soğuk Savaş döneminin de ilk yılları olarak kayda geçer ki 1947 – 1952 yılları arasındaki 5 yıl ABD emperyalizminin Marshall Planı ile Avrupa ekonomilerine yardımcı olduğu, bu sayede Avrupa üzerinde ABD nüfuzunu pekiştirme yönünde önemli adımlar attığı dönemdir. ABD’nin iktisadi yardımları, siyasi ve askeri bağımlılığı da artırmıştır elbette. Öyle ki, dönemin ABD Başkanı Harry S. Truman (adıyla anılan bir doktrini de vardır ABD dış politikasında, Truman Doktrini); “Marshall Planı ve NATO, bir elmanın iki yarısıdır” demiştir. 
 
1989 yılında Varşova Paktı dağıldığı, iki kutuplu dünya düzeni tarihe karıştığı halde, iki yıl sonra 1991’de SSCB çöktüğü halde NATO halen varlığını sürdürmektedir. Neden?
 
Komünizm yoktur. SSCB yoktur. Varşova Paktı yoktur. Doğu Bloku yoktur. Berlin Duvarı yoktur. NATO niçin vardır?

NATO Genişlemesi ve Rusya’nın Kuşatılması
SSCB dağıldıktan 8 yıl sonra 1999 yılında; Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Polonya’nın, yani üç eski Doğu Bloku ülkesinin üye olmasıyla NATO’nun üye sayısı 19 olmuştur. 2004 yılında NATO, daha büyük bir genişleme hamlesi yapmıştır. Baltık Üçüzleri olarak bilinen Estonya, Letonya, Litvanya’yla birlikte Bulgaristan, Romanya, Slovakya ve Slovenya’yı bünyesine katarak üye sayısını 26 yapmıştır. 2009 yılında Arnavutluk ve Hırvatistan, 2017 yılında Karadağ, 2020’de Kuzey Makedonya’nın üyeliğiyle NATO’nun üye sayısı 30 olmuştur. Finlandiya 2023’te, İsveç 2024’te NATO üyesi olunca, NATO’nun üye sayısı 32’ye çıkmıştır.
 
Peki, niçin NATO vardır? Terörizme karşı mı vardır? Suç örgütlerine karşı mücadele mi etmektedir? Silah kaçakçılığına, uyuşturucu madde kaçakçılığına, insan kaçakçılığına, kara paraya, kitle imha silahlarına, radikal akımlara, siber tehditlere karşı mı mücadele etmektedir NATO?
 
Soğuk Savaş sonrasında dünya, Yugoslavya’nın parçalanmasını yaşamıştır. 11 Eylül 2001’de, ABD’de ikiz kulelere yapılan terörist saldırıları görmüştür.
 
Peki, bunların sonuçlarından en fazla hangi devlet yararlanmıştır?
 
Yugoslavya’yı parçalayan ABD ve Avrupa emperyalizmi değil midir? 11 Eylül 2001’deki terör eylemleri sonrasında aynı yıl Afganistan’ı, 2003’te ise “kitle imha silahlarına sahip olduğu” gerekçesiyle Irak’ı işgal eden ABD değil midir?
 
Hemen bir örnek verelim. 2003 yılı Ağustos ayında NATO; Afganistan’daki Uluslararası Güvenlik Gücü’nün (ISAF IV) sorumluluğunu üstlenmiştir. Sözde bu gücün amacı, Afganistan geçici yönetimine başkent Kabil ve çevresinde yaşayan yurttaşlar için güvenli bir ortam oluşturmada yardımcı olmaktır. Yani NATO sözlüğüne göre, gerçekte Afganistan’daki işgal yönetimi, geçici yönetim olmuştur. Duyan da NATO’nun Afganistan’a gerçekten iyi niyetli bir iş için gittiğini zanneder.
 
ABD’nin Emperyalist İhtiyaçları ve NATO
NATO’nun ilgi ve etki alanı, kuruluş anlaşmasında yazdığı gibi Atlantik’in iki yakasıyla sınırlı değildir. Avrupa’yla da sınırlı değildir. Çok daha geniştir. ABD emperyalizminin hedeflerine koşut olarak Avrasya NATO’nun hedefindedir. Rusya ve Çin’i çevrelemek, kuşatmak NATO’nun öncelikleri arasındadır. NATO; ABD’nin emperyalist bir projesi olan Büyük Ortadoğu Projesi’nin (kısaca BOP denir, sonradan adı GOKAP, Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi olarak değiştirilmiştir) hayata geçirilmesi için de devrededir.
 
2003, 2004, 2005 yıllarında, sırasıyla Gürcistan, Ukrayna ve Kırgızistan’da yaşanan George Soros destekli renkli devrimlerin Afganistan ve Irak işgallerinin NATO’yu nasıl fazlasıyla ilgilendirdiği unutulmamalıdır. Kendisini bir imparatorluk olarak gören ABD açısından NATO; çok önemli, çok etkili, çok işlevsel, çok kullanışlı bir örgüttür. Çünkü ABD’de geniş bir kesim sadece siyasi açıdan değil, dini açıdan da ABD’nin liderliğini öncelikli bir hedef olarak görür. ABD için iyi olanın, dünya için de iyi olduğuna inanır. ABD’nin dünyaya karşı sadece siyasi değil, ahlaki ve dini sorumluluklarının olduğunu düşünür.
 
NATO; tüm bu işlevleri yanında, ABD ekonomisinin öncü ve en hacimli sektörlerinden olan silah sanayisi için de çok önemlidir. Zira ABD, NATO üyesi ülkelerin en önemli silah tedarikçisidir.
 
NATO; ideolojik düzlemde kapitalizmden, serbest piyasa ekonomisinden, özelleştirmeden, ABD dolarının hâkimiyetinden bağımsız düşünülemez. Bunlar için vardır. ABD emperyalizmi açısından, ABD doları ve ABD donanması ne kadar önemli ise NATO da o kadar önemlidir. Çünkü ABD hem doğrudan hem de NATO aracılığıyla hasım ülkelere çullanır, NATO üyesi ülkelerde nüfuzunu pekiştirir.
 
Kısacası NATO; kurucu antlaşmasında ne yazarsa yazsın, bir Soğuk Savaş örgütüdür. ABD emperyalizminin saldırı ve işgal aracıdır. Dünya barışı önündeki en büyük tehdittir.