Niçin İmamoğlu'nu Desteklemeliyiz?

Daima Konu Görseli

Bahadır Üzen yazdı...

Tarihin her döneminde her ülke için hayat memat meselesi olan süreçler vardır. Türkiye gibi jeopolitik değeri son derece önemli ülkelerde milyonlarca yurttaşın ve gelecek nesillerin kaderi bu süreçlerde belli olur.

İçinde bulunduğumuz 21.yüzyılın ilk evresinde, 2002 yılında AKP’nin iktidar olmasıyla birlikte Türkiye, Cumhuriyet tarihi boyunca siyasal tarihinin akışını değiştirecek bir değişim yaşadı. Karşı devrimci kimliğiyle ön plana çıkan isimler o tarihten bu yana iktidar oldular ve farklı hükümetlerle farklı politikalarla, cumhuriyetin kurum ve kuruluşlarının ortadan kalkmaya yüz tuttuğu bir noktaya getirdiler ulusumuzu.

Bu süreci her yazıda belirli ölçüde anlatmaya, ortaya koymaya, tarihe not düşmeye çalıştım. Dolayısıyla bu yazıda yine benzer şeyler söylemek yerine, içinde bulunduğumuz bu gerçeklikten kurtulabilmek için tek çıkış yolumuz olan önümüzdeki erken genel seçimler ve CHP’nin mevcut Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nu toplumun bütün kesimleri ve bilhassa da Kemalist-Ulusalcı-Milliyetçi seçmenin niçin desteklemesi gerektiği ile ilgili kişisel gerekçelerimi ve düşüncelerimi ifade etmeye çalışacağım.

Meseleyi ilk önce kısa bir şekilde, CHP açısından ele almak gerekir. CHP, 10 seneyi aşkın Kılıçdaroğlu sürecinde hepimizi etkileyen ve hepimizin ihtilafsız şekilde onaylayacağı derin bir güç kaybı yaşadı. 14 Mayıs ve 28 Mayıs 2023 tarihlerinde gerçekleşen seçimlerde Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Erdoğan’a yenilmesinin ardından geçtiğimiz sene gerçekleşen CHP kurultayı ile partinin şahitlik ettiği “değişim”, halkın gittikçe artan şikayetleri ve buhranının da etkisiyle birlikte, 31 Mart 2024’de toplumun bütün muhalif kesimlerini umutlandıran ve sokağa döken bir zafere taşıdı. Bu zaferin mimarı olan kişi, kadrosal değişimin öncüsü, 29 Mayıs 2023’te sosyal medya hesaplarından yaptığı video paylaşımı ile Ekrem İmamoğlu olmuştu.

İmamoğlu, 2019’da İBB Başkanlığına aday gösterilmesi ile günlük yaşamda kimsenin aklından çıkmayan, siyasette bir gerçeklik haline gelen siyasi figüre dönüştü ve bugün CHP’nin hem örgüt yapısı ve teşkilatında hem de kamuoyu anketlerinde 20 yılı aşkın AKP iktidarına karşı en güçlü isim olarak öne çıkmayı sürdürüyor ve hepimizin mâlumu olduğu üzere ana muhalefetin Cumhurbaşkanı adayı.
Her genel seçim öncesinde muhalefetin Cumhurbaşkanı adayı konusunda bir tartışma yaşanır, özellikle ana muhalefetin seçmeni bağlamında bir hayal kırıklığı söz konusu olur, beklenmedik isimler ya da bir hata olduğu belli olan tercihler henüz sürecin başında büyük bir motivasyonsuzluk yaratırdı. Fakat bu kez, İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı adayı olarak açıklanması, herkesin onaylayacağı üzere, kimsede bir şaşkınlık yaratmadı. Bu gerçekliğe rağmen yine de muhalif küçük bir kesimin İmamoğlu’na oy vermeye tereddüt ettiği de aşikar. Bunun pek çok kişisel ya da toplumsal nedeni olabilir fakat ben bu yazıda ideolojik açıdan İmamoğlu’na oy vermeye tereddüt edenlere yönelik birkaç şey söylemek istiyorum.


·       Eğer ki kendinizi Türkçü- Ulusalcı-Kemalist-Milliyetçi yahut bunlara benzer eğilimlere/fikirlere sahip bir seçmen olarak tanımlıyorsanız ve bu yüzden İmamoğlu’na oy vermeyeceğinizi söylüyorsanız, muhtemelen İmamoğlu’nun kendisini bu türden ideolojilere ait hissetmediğini ve dolayısıyla iktidar olduğunda sizi temsil edemeyeceğini düşünüyor olabilirsiniz. Fakat önümüzdeki seçimlerin misyonunu ve ne anlama geldiğini biliyorsanız, meselenin bir ideoloji seçimi olmadığını anlamanız gerekir. Yalnızca yukarıda yer verdiğim şekliyle değil, solcu, Marksist, liberal vs her türlü ideolojik grup için söylediklerim geçerli. Önümüzdeki seçim cumhuriyetin son seçimi demiyorum fakat adım adım hepimizi kaçınılmaz ulusal ve toplumsal yıkıma götüren AKP iktidarının sona ermesi için en önemli çıkış yoludur.

·       İmamoğlu’nun kendini yukarıda adı geçen ideolojik grupların temsilcisi olarak beyan etmemesi, olası bir CHP iktidarında bu gruplara düşman olunacağı, bu düşünce sistemlerinin sahipsiz kalacağı anlamına gelmez. Zira CHP, yapısı itibariyle hepsini içinde barındıran bir ideolojik kimliğe sahip. Her ne kadar tüzükte kendini sosyal demokrat ve Atatürkçü olarak tanımlasa da CHP içinde Kemalizm’in kurucu ilkelerine sahip çıkan binlerce yurttaş ya da çeşitli kademelerinde görev alan insanlar var. Aynı durumu AKP için söyleyebilir misiniz? Bir sosyalist iseniz AKP’de sizi temsil edebilecek, kendinizi yakın bulduğunuz kim var? Bir Kemalist iseniz AKP’de sizi temsil edebilecek, kendinizi yakın bulduğunuz kim var? Milliyetçi tandanslara sahip birisi iseniz AKP’de sizi “gerçekten” temsil edebilecek, kendinizi yakın bulduğunuz kim var? Fakat CHP’de eminim ki her gruptan insan kendisine yakın hissettiği belli başlı kişilerden ya da gruplardan söz edebilir.

·       Hayat, her daim mutlak anlamda sizin gibi olanı, aidiyet duygunuzun en fazla olduğu tercihi gerçek kılmaz. Hayatın diyalektiği daima mevcut seçenekler arasında en iyiyi tercih etmeyi gerekli kılar. İmamoğlu belki sizin istediğiniz düzeni kurabilecek biri olmayabilir, fakat eminim ki hepimizin istemediği düzeni yıkabilecek en güçlü kişi. Dolayısıyla Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığıyla destan yazmış bir iktidar varken Atatürk ve Cumhuriyet ortak paydasında buluşabilen herkes için Ekrem İmamoğlu ve CHP, rasyonel anlamda potansiyelleri bakımından en doğru seçenektir.

·       Eğer kendini muhalif olarak tanımlayan ve Ekrem İmamoğlu’nu desteklemeyecek arkadaşlarımız, okurlarımız, yurttaşlarımız varsa Erdoğan ve AKP’nin bu seçimleri kazanma ihtimalleri gerçekleşir ve başarıya ulaşırlarsa Cumhuriyetin yıkımına doğru gideceğimiz her adımın içinde onların da payı olacaktır.

·       İmamoğlu’nun seçilmesi halinde ilk yılların atlatılmasıyla birlikte, en önemli vaadi olan parlamenter rejime dönülmesiyle zaten İmamoğlu’nun makamı önceden de olduğu haliyle sembolik bir makam olacak ve günün sonunda en büyük kazancımız AKP iktidarının sona ermesi olacaktır. Dolayısıyla İmamoğlu demek tek başına bir ideoloji ya da fikir değil; teknokrat kadroların yer aldığı, liyakatın güçlenebilmesi için tek ihtimal olan seçeneğimizin gerçekleştiği, bunun için vicdanımızın da son derece rahat olduğu yeni bir boyut kazandıracak ülkemize.

·       Belki böyle de olmayabilir, fakat içinde bulunduğumuz noktada buna inanmamak ve böyle olmayacağını varsaymak gibi bir konforumuz yok. Erdoğan himayesinde dönüşümler geçirmeye devam etmekte olan Türkiye’de kimsenin, pratikte hiçbir karşılığı olmadığı her seçimlerde belli olan küçük ve marjinal siyasi partilerde birleşerek oylarını heba etmek gibi bir hakkı da yok.

·       Bugünün CHP’sini belki Atatürk’ün CHP’si olarak görmüyor da olabilirsiniz. Bence CHP, Atatürk’ün ölümünün hemen ertesinde başladı eksen değiştirmeye ve bugün kesinlikle salt Kemalist, salt milliyetçi bir parti değil. Fakat kendini bu şekilde tanımlayan kişilerin eğrileriyle doğrularıyla, artılarıyla ve eksileriyle birlikte mevzilenebileceği en güçlü cephe. Ya bu gerçeklik doğrultusunda tercihimizi yapar ve ileride yaşanan değişimde kendi ideallerimiz için umut verici bir konjonktürde mücadele ederiz, ya da zaten halihazırda hiçbir karşılığı olmayan ideallerimizi bahane ederek toplumsal birliktelikten, rasyonaliteden, diyalektikten uzaklaşarak kötü gidişatın sorumlularından biri haline dönüşürüz çünkü bugün Erdoğan’ın en çok güvendiği grup her ne olursa olsun muhalif olan ve o ya da bu nedenle CHP’ye oy vermeye çekinen kişiler. Eğer Erdoğan’ın bu güvenine teminat olmak isteyen varsa gitsin ve sandık geldiğinde %3-4’ü geçemeyecek küçük partilere oyunu versin. Fakat ben 20 yaşında, hiçbir ülkenin vize vermediği, enflasyonda dünyada ilk sıralarda yer alan, kendimize ait hiçbir kültürel unsurumuzun kalmadığı, bir kahvenin en salaş en kötü mekanda bile 100 tl olduğu, devleti yönetenlerin her gün Atatürk’e küfürler hakaretler salladığı bir ülkede yaşamak istemiyorum. Ve bu isteğimi gerçekleştirebilmenin yolunun iktidarın değiştiği denklemde mümkün olduğunu da biliyorum.

·       Son olarak bir başka örnekle yine benzer bir hususu da kaydetmek isterim. Türkiye’nin milliyetçi-Kemalist-ulusalcı seçmenine sesleniyorum: İmamoğlu belki salt milliyetçi olmayabilir, fakat ben İmamoğlu’nun çalışma arkadaşlarını ve ekibini ve CHP’nin kurmaylarını, bürokratlarını, seçmenini kendimce tanıyan bir yurttaş olarak bütün içtenliğimle şunu söyleyebiliyorum: İmamoğlu bugün Cumhurbaşkanı olsa ne APO’nun dışarı çıkması, mecliste konuşma yapması konuşulurdu, ne fotoğrafları yayınlanırdı ne de yıllarca bize seçmeninden genel merkez yöneticisine kadar milliyetçilik satan insanlar genel başkanlarından ya da Cumhurbaşkanlarından korktukları için tüm bunlara sessiz kalırlardı. İmamoğlu Cumhurbaşkanı olsaydı bunların hiçbiri olmazdı. Ve ben tüm bunlar gerçekleşmesin, bir Kürt sorunu var ise bile başka bir boyutta başka metotlarla ve başka muhataplarla çözülebilsin diye gerçekten sesimin çıkacağı, duyulacağı ve karşılık bulabilme imkânı olan tek yol olarak, bir Kemalist olarak, sadece bu “sorunun” değil bütün sorunların çözümü için vicdanım son derece rahat olarak gidip oyumu CHP’ye ve İmamoğlu’na vereceğim.

·       O veya bu nedenle İmamoğlu’na oy vermekte tereddüt edenler, vermeyecek olanlar, günün sonunda AKP’ye oy vermiş olacaksınız ve umarım yaşamayız fakat yine bir seçim yenilgisi yaşarsak seçim günü akşamında CHP’yi eleştireceksiniz. Ertesi günün sabahında da fikirleri ve idealleri hiçbir karşılık bulmayan ama kendini ilkeli, cumhuriyetçi, ağırbaşlı, muhalif zanneden yurttaşlar olarak göreceksiniz ve utanmadan benzinden ekmeğe, toplu taşımadan kitap fiyatlarına kadar her şeye gelen zamlar için tweetler atıp paylaşımlar yapacaksınız-ki muhtemelen yapamayacaksınız ya da yaptığınızda başınıza neler geleceğini bileceksiniz. Sonra Türkçü partilerin Genel başkanları da, solcu partilerin Genel başkanları da tutuklanacak, özgürlük ve demokrasi gittikçe silikleşecek ve sizler hala bu topraklarda en güçlü seçenekte iyisiyle kötüsüyle birleşmekten başka bir seçenek olduğunu zannederek hayatını hakkıyla yaşayamayan milyonlarca Ortadoğu insanından birine dönüşeceksiniz. Tüm bunlar olmasın diye haykırmak lazım: KURTULUŞ YOK TEK BAŞINA YA HEP BERABER YA HİÇ BİRİMİZ!